SEO Hakkında Sizden Gizlenenler

SEO Hakkında Sizden Gizlenenler

Günümüzde bile pek çok iş sahibi SEO’nun kolay bir iş olduğunu düşünüyor: 2-3 tane içerik hazırla, 1-2 siteden bağlantı al ve sitenin ziyaretçileri artsın…

Oysa gerçek bir SEO kampanyasından beklenmesi gereken de, iyi bir SEO kampanyasının kurgusu da bundan çok daha karışık.

Pek çok insan, bir SEO kampanyasına alınacak sonuçların şöyle olduğunu düşünür;

seo-zaman-trafik-yanlis

 

Oysa gerçekte SEO kampanyalarında sonuçlar şu şekildedir; (hayat da böyle değil mi?)

seo-zaman-trafik-dogru

 

Organik trafiğin seyri hiçbir zaman tam olarak öngörülemez. Aylarca uğraşıp tatmin edici sonuçlar alamazken, aylar önce sitenize eklediğiniz bir içerik bir anda Google’dan her gün yüzlerce ziyaretçi almaya başlayabilir.

 

Tek Önemli Konu ‘İçerik’ Değildir

İçerik SEO’nun olduğu kadar pazarlamanın da en önemli konusudur. Ancak oluşturduğunuz iyi içeriğin ulaşılabilirliği ve hedef kitleyle uyumu da en az içerik kadar önemlidir. Sitenizin ana sayfasının başka sitelerden aldığı bağlantılara gösterdiğiniz özeninin benzerini içerikleriniz için de göstermeli, içeriklerinize de bağlantı verilmesini sağlamalısınız. (Yani bu içeriklerin sadece sosyal medya hesaplarınızda paylaşılması yeterli değildir.)

 

Bütün İçerikleriniz Mükemmel Sonuçlar Getirmeyecektir

Richart Koch’un 80/20 ilkesini hatırlayalım. “Sonuçların %80’i nedenlerin %20’sinden kaynaklanır.”

Pek çok şirket, satışlarının %80’ini müşterilerinin %20’sine gerçekleştirir. Sizin de trafiğinizin %80’ini içeriklerinizin %20’si sağlayacaktır. Dolayısıyla yılmadan ve umutsuzluğa kapılmadan, çok kısa sürede sonuç bekleme sabırsızlığına düşmeden, SEO ve içerik çalışmalarınızı bir strateji doğrultusunda sürdürmelisiniz.

Buraya tıklayarak web sitenizin SEO analizini yapabilirsiniz.

 

 

 

 

ekonomi

Kurumunuzun Karını Nasıl Arttırabilirsiniz?

Kırılgan bir ekonomimiz var. 2 lokomotif sektörümüz olan turizm ve inşaat sektörleri, katma değer üretmekten, orta ve uzun vadede yenilenebilir gelir kaynaklarına dönüşmekten çok uzaklar. Suriye ve İran’la durma noktasına gelen ticaretimizin ardından son olarak Rusya’nın başta turizm olmak üzere pek çok sektörü etkileyecek olan yaptırım kararları çoğu insanı tedirgin ediyor.

Bu gibi dönemlerde insanların ilk aklına gelen tasarruf, yani giderlerin kısılması oluyor. Farklı farklı kişi ve kurumların zincirleme olarak devreye sokacağı tasarruf tedbirleri ise ekonomik durgunluğu besleyen ve büyüten en büyük kriterlerden biri.

Peki bunun çözümü ne? Giderleri arttırmadan,  üstelik tasarruf kararları da almadan gelirleri arttırabilmeyi, yani karlılığı yükseltmeyi nasıl başaracağız?

Rasyonel Tasarruf Tedbirleri Uygulayın

Personel sayısını azaltmak, reklam kampanyalarını durdurmak gibi adımları 2 kere düşünün. İlk etapta lüks ve gereksiz olabileceğini düşündüşünüz giderleri azaltın. Aylık araç giderlerinizi azaltabilir misiniz? İletişim faturlarınızı düşürebilir misiniz?

Fiyatlarınızı Düşürmeyin

Durgunluk dönemlerinde en sık yapılan hatalardan biri de indirim yapmaktır. Müşteri adedinizin düşeceğini öngördüğünüz bir ortamda bir de fiyatları düşürdüğünüzde kaybınız iki misli olacaktır.

Tamamlayıcı Ürün ve Hizmetler

Mevcut müşterilerinize satabileceğiniz, kendi hizmet ve ürünlerinizin tamamlayıcısı ürün ve hizmetler neler? Bunlardan hangilerini herhangi bir ek operasyon maliyeti gerekmeden satabilirsiniz?

Yeni Ürün ve Hizmetler

Sahip olduğunuz müşteri portföyünü analiz ederek, bu portföye sunulabilecek yeni ürün ve hizmetler oluşturabilirsiniz.

Pazar Payınızı Arttırın

Pazar payını arttırmanın en etkili yolu reklam ve diğer pazarlama faaliyetlerine ara vermemektir. Özellikle rakiplerinizin panikle reklamlarını durdurduğu dönemlerde sizin pazarlama faaliyetlerine devam etmeniz pazar payınızı arttıracaktır. Ancak nereye ne kadar harcama yapacağınızı iyi düşünün ve hesaplayın. Bir B2B şirketiyseniz Facebook reklamlarına çuvalla para harcamayın!

 

google6

Her Pazarlamacının Bilmesi Gereken 4 SEO İstatistiği

SEO, yani Search Engine Optimization dijital pazarlamanın belki de en önemli kanallarından biri. SEO çalışmalarınızı yürütürken bazı istatistiki bilgileri ise asla aklınızdan çıkartmamalısınız.

Aramaların %50’sinden fazlası en az 4 kelime ile yapılıyor.

Evet, kullanıcılar kısa ve jenerik kelimeler yerine, daha spesifik ve kendilerini hedefe daha yaklaştıracak öbeklerle arama yapıyorlar.

Organik aramalar neticesinde sitenizi ziyaret edecek kullanıcıların dönüşüm oranı daha yüksek.

Kullanıcılarla etkileşim içine girmeye çalıştığınız sosyal medyalar, e-posta gibi kanallara kıyasla, organik aramalardan gelen kullanıcıların dönüşüm oranı çok daha yüksek.

B2B satın almalarının %81’i bir Google aramasıyla başlıyor.

Ve Alıcıların %90’ı “satın alacağım zaman ben sizi bulurum” diyor.

Kullanıcıların %60’ı sadece ilk 3 arama sonucuna tıklıyor.

Malesef 7.-8. sıralarda olmakla ilk 3 arasında olmak arasında dağlar kadar fark var.

 

Buraya tıklayarak web sitenizin SEO analizini yapabilirsiniz.

 

PerfectVSGoodBlog_960

Mükemmel “İyi”nin Düşmanı mı?

Çoğu zaman projelerimizde tüm detaylar %100 içimize sinene kadar projeyi açmıyoruz. Projenin gelecekte oluşabilecek tüm ihtiyaçlarına dair detayları da şimdiden planlamaya ve bu ihtiyaçlara uygun süreçleri gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

Ya da örneğin, bir cafe işletmeyi planlıyorsak, her şeyin mükemmel olması uğruna çoğu zaman aylarca tadilatla uğraşıyor ve gerekirse boş yere kira ödüyoruz.

Yani “iyi” olanla yetinmiyor, “mükemmel”e ulaşana kadar canhıraş çabalıyoruz.

Başka bir deyişle, “mükemmel”e ulaşma arzumuz, “iyi”yi elde etmemizi engelliyor.

Oysa her zaman yeni ihtiyaçların doğabileceği, oyunun kurallarının bizim dışımızda birileri tarafından her an değiştirilebileceği, elimizdeki şeyin her an eskiyebileceği aşikar.

Hal böyleyken yeni bir projeyi “beta” versiyonuyla en kısa sürede yayına almak ya da bir takım eksikleri olsa da bir cafeyi en kısa sürede faaliyete sokmak bana mantıklı geliyor, ya size?

E-posta Pazarlama

E-posta Hala En Etkili Dijital Pazarlama Aracı (Mı?)

Kişiye, kişinin ihtiyacına ve beklentilerine uygun e-posta mesajlarının okunma, tıklanma ve dönüşüm oranları son derece yüksek. Peki E-posta ile pazarlama (hala) kral mı?

Ölçümlenebilirlik açısından baktığımızda, E-posta kampanyalarında kimin hangi mesajı kaç kere okuduğu, hangi bağlantıya tıkladığı  çok detaylı bir şekilde ölçümlenebiliyor. Bu açında E-posta için “en ölçümlenebilir pazarlama mecrası” dersek sanırım yanılmış olmayız.

 

Doğru zamanda, doğru kişiye, doğru mesaj

İndirim ve kampanya odaklı alışveriş sitelerinin mesajları için en doğru saatin sabah 8-9 civarları olduğu biliniyor. Bu, alışveriş sitelerinin en büyük müşteri kitlesini oluşturan “çalışan kadınlar” ın sabah masalarına oturduğu ve çalışmaya başlamadan önce e-posta ve sosyal medya hesaplarını kontrol ettiği zaman dilimi. Dolayısıyla siz de hedef kitleniz için detaylı bir profilleme yaptıktan sonra en doğru zaman dilimini seçmelisiniz. Benzer bir konuya Sosyal Medya Paylaşımlarınız için En Doğru Zaman Ne? başlıklı yazımızda da değinmiştik.

 

Gmail’in “Promotions” tabının etkileri

Bugün en büyük E-posta servis sağlayıcısı olan Gmail, iletileri “Primary” , “Social” ve “Promotions” tablarına ayırdığında hepimiz bunun E-posta pazarlamasına büyük bir darbe olacağını düşünmüştük. Ancak bu değişikliğin sonuçlarının negatif değil pozitif olduğunu çok geçmeden gözlemledik. Günlük rutin E-posta trafiklerinin içinde, aradaki pazarlama mesajlarına zaman ayıramayan, hatta bu mesajların işlerine odaklanmalarını engellediği düşünen kullanıcılar, işlerinin yoğun olmadığı anlarda “gönüllü” olarak Promotions tabına giderek buradaki mesajlarla ilgilendiler.

 

E-posta ile retargeting

Retargeting ya da diğer bilinen adıyla Remarketing bence dijital pazarlamanın en büyük mucizelerinden biri. Kabaca sitenize yerleştireceğiniz küçük bir kod sayesinde, ziyaretçilerinize çeşitli reklam ağları aracılığıyla internet gezintilerinde mesajınızı göstermenize devam etmenizi sağlıyor. İşte bu kod parçaları E-posta mesajlarının içinde de kullanılabiliyor ve bu sayede gönderdiğiniz E-posta’yı açan kullanıcılara değişik internet sitelerinde, sosyal ağlarda mesajlarınızı / reklamlarınızı göstermeye devam edebiliyorsunuz.

 

E-posta pazarlaması Facebook ve Twitter’dan çok daha etkili

Dönüşüm oranları karşılaştırıldığında organik aramaların, yani SEO çalışmalarının %15 civarı bir dönüşüm sağladığı görülüyor. E-posta pazarlamasında bu oran %7. Facebook ve Twitter gibi ağlarda ise dönüşüm oranı %1 seviyelerinde.

sosyal-medya-pazarlamasi-eposta-640x489

Doğru çözüm ortağı

Yerli ve yabancı pek çok E-posta gönderim sistemi var. Ancak malesef bunların büyük bir kısmı vaadettikleri erişim ve kullanılabilirliği tahsis edemiyorlar. Eğer kendi e-posta sistemlerinizi kurabilme imkanınız yoksa, size tavsiyem “ucuz” seçeneklerden uzak durmanız. Bugün kendi e-posta sistemlerimizi kullanmakla birlikte, danışmanlığını yaptığımız pek çok kurum için geçmişte MailChimp ve StreamSend sistemlerini kullandık ve son derece memnun kaldık. Şahsen tecrübe etmemiş olsam da bir yerli yatırım olan Sendloop’u kullanan pek çok tanıdığımdan da son derece olumlu geribildirimler aldım.

Screen-Shot-2015-03-02-at-3.22.55-PM

İyi Bir Dijital Pazarlamacı Olmak İçin Hangi Özellikler Gerekir?

Pazarlama bilmeden dijital pazarlama yapılamayacağına daha önce şu yazıda değinmiştim. Aslında iyi bir dijital pazarlamacı olabilmek için, iyi bir pazarlamacı olmaktan çok az fazlası gerekiyor.

İletişim

İletişim bir bilimdir. Bir markanın iletişimini üstlendiğiniz anda ilk yapmanız gereken şey, markanın kimliğiyle, mevcut ve potansiyel müşterileriyle uyumlu bir dil kurmak olmalı. Bu konuda Ünsal Oskay’ın “İletişim’in ABC’si” kitabını okumanızı şiddetle öneririm.

Dil Bilgisi ve Anlatım

Dil bilgisi ve anlatım öğrenilip geliştirilebilen özelliklerdir. Bol kitap okumak bu özellikleri geliştirmenin ve diri tutmanın en ideal yoludur. Eğer bu konuda eksikleriniz olduğunu düşünüyorsanız hazırladığınız metinleri mutlaka 2. bir kişiye kontrol ettirmelisiniz.

Genel Kültür

Çok film izleyip çok kitap okumuyorsanız, en azından güncel dergi ve gazeteleri, haber bültenlerini takip ederek gündemi yakalamaya çalışın. Belki kimse sizden entellektüel bir birikime sahip olmanızı, güncel olayların nedenselliklerini analiz edebilmenizi beklemiyor olabilir, ama en azından buzdağının görünen yüzü hakkında bilgi sahibi olmalısınız.

Analiz

Yaratmış olduğunuz içeriklerle ilgili mecra bazlı raporları mutlaka sürekli olarak kontrol edin. Eposta pazarlamasında çok kullanılan A/B testlerini sosyal medya paylaşımlarınız için de uygulayabilir, hangi içeriğin, hangi metnin ne zaman paylaşıldığında daha fazla etkileşim yarattığını tespit edebilirsiniz. Kararlı olun ama kendi fikirlerinize saplanıp kalmayın. Müşterilerinizden öğrenin.

Delege Edin

İyi bir dijital pazarlama uzmanı olmanız her şeyin en iyi sizin yapmanızı gerektirmez. Gerektiğinde bir takım işleri delege edin, fikir alın, rica edin.. Sizin uzmanlığınız şeyler arasındaki ilişkiyi ve kurguyu nasıl idare ettiğiniz olmalı.

 

seo4

Seminer: Markanız İçin İnterneti Nasıl Kullanmalısınız?

Bütün sosyal ağlarda yer almalı mısınız? Viral etki yaratmak için nelere dikkat etmelisiniz? Sosyal mecralarda nasıl etkili ve ekonomik reklam verebilirsiniz? Adwords maliyetlerinizi nasıl düşürebilirsiniz? E-mail marketing hala kral mı? Semantic web nedir? Pazarlamanın temel ilkelerinin dijital pazarlamadaki karşılıkları neler?

Hepsi ve daha fazlasına dair cevapları 28 Şubat Cumartesi günü düzenlecek “Markanız İçin İnterneti Nasıl Kullanmalısınız?” seminerinde bulabilirsiniz. Bilgi ve katılım için: http://sosyalajans.net/egitimler

sosyalmedya6

Sosyal Medya Paylaşımlarınız İçin En Doğru Zaman Ne?

Nasıl ki radyoların çok dinlendiği bir zaman aralığı (drive-time), televizyonların çok izlendiği bir zaman aralığı (prime-time) varsa, sosyal mecraların da gün içinde yoğun kullanıldığı zaman aralıkları var.

Facebook ve Twitter için öğleden sonra 16:00 civarları ile akşam 21:00 civarları kullanıcıların yoğun bir biçimde online oldukları ve paylaşım yaptıkları saatler.

Buna karşılık öğleden önceleri, gece yarısından sonraları ve akşam iş çıkışı saatleri görece daha az yoğun.

Öyleyse sosyal medya paylaşımlarımızı da kullanıcıların en çok online olduğu saatlerde yapmalıyız, değil mi? Eğer televizyon ya da radyodan bahsediyor olsaydık bu çok doğru olurdu ancak Facebook ve Twitter için durum biraz daha farklı.

Daha önce detaylı bir şekilde anlattığım üzere Facebook kullanıcılarının gördüğü haberler Edgerank denen bir algoritmayla belirleniyor. Dolayısıyla arkadaşlarının yeni doğan bebeklerinin fotoğrafları, kedi videoları, sosyal meseleler ve şirketlerin öne çıkardıkları bütçeli gönderiler arasında sizin gönderinizin kişinin zaman akışında yer alması son derece güç.

Twitter’da ise durum biraz daha farklı. Yakın zamanda akışları Facebook benzeri bir algoritmayla kişiselleştirecek olsa da şu an kabaca her tweet’i görüyorsunuz. Ancak standart olarak, özellikle yoğun saatlerde sadece son 1 saat içinde atılan tweetleri görüyorsunuz.

Bütün bu bilgiler ışığında, acaba paylaşımlarımızı en yoğun saatlerde değil de daha az yoğun saatlerde yapsak, mesajlarımızın ulaşma oranını arttırabilir miyiz?

İşin doğrusu, bunun herkes için geçerli tek bir doğru cevabı yok. Denemek, A/B testleri uygulamak ve analiz etmek sosyal medya paylaşımlarınız için doğru zamanı bulabilmenizin en önemli yolları.

digitalmarketing

Dijital Pazarlamada Bütünsellik

Ana fikri en başta belirtelim: Dijital mecralar, “gerçek dünya” dan ayrı değerlendirilmesi gereken ististani ortamlar değil, gazete, televizyon, açık hava vb gibi bağımsız ve gerekli ortamlardır.

Nasıl ki “geleneksel” bir pazarlama kampanyası yürütürken bir tema çerçevesinde farklı geleneksel mecralarda farklı zamanlarda farklı mesajlar paylaşılıyorsa, online mecralara da bütünleşik bir stratejiyle yaklaşılmalıdır.

Bu yüzden aday bir müşteriyle ilk toplantımızı yaparken sorduğumuz ilk soru müşterilerinin kim olduğu ya da müşterilerinin kim olmasını istedikleridir. Burada elbette müşteri derken bir ürünü satmaktan bir fikri yaygınlaştırmaya kadar geniş bir hedef kitleyi kastediyorum.

Sosyal medya kanallarını, e-posta bilgilendirmelerini, remarketing opsiyonlarını ve içerik pazarlamasını bütünleşik bir şekilde kullanmayan, sadece “dostlar facebook’ta görsün” diye yapılan çalışmalar malesef zamanı ve parayı boşa harcamaktan başka bir şey getirmiyor.

 

sosyalmedya7

Pazarlama Bilmeden Dijital Pazarlama Yapmak

Kitlelere pazarlama yapmak için, mesajımızı, derdimizi aktarabilmek için iletişim kanallarını, yani “medya” ları, “ortam” ları kullanıyoruz.

Bu kanallar, kimi zaman gazete/dergi, kimi zaman radyo, kimi zaman billboard, kimi zaman televizyon olabiliyor.

İnternetin erişim oranlarının giderek artmasıyla birlikte de, Facebook, Twitter, Google+, Pinterest ve Instagram gibi sosyal medyaların hepsi ve Google Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) da artık ayrı birer kanal olarak kabul ediliyor.

Pazarlama iletişimi için kullandığınız kanal ister televizyon olsun, ister Facebook, her pazarlama kanalının kendine has gereksinimleri, özellikleri var.

Televizyon ya da radyo üzerinden yürüteceğimiz faaliyetleri teknisyenler değil pazarlama uzmanları ve reklamcılar yönetiyor. Gazete ve dergiler üzerinden yürüteceğimiz iletişim faaliyetlerini matbaacılar değil pazarlama uzmanları ve reklamcılar yönetiyor. Bu örnekler böyle sürer gider..

Peki Facebook, Twitter gibi sosyal ağlar, ve Google gibi arama motorları üzerinden kurguladığınız (!) (bir stratejiniz var değil mi?) pazarlama iletişimi faaliyetlerini kim yürütüyor?